hani öyle bir an hatta anlar gelir ki...canınızı zor sürüklersiniz işinize...zor güler...zor konuşursunuz..içiniz sıkılır da herşeye ne derdinizi diyeceğiniz sözcük nede anlatacak haliniz olur...canım sıkkın dersiniz belki çıkarsa nefesiniz...nefesiniz bile sizle kavgalı olur ya hani...sayarsınız içinizden kümüle nedenleri...hepsini toplasanız asıldaki bir neden de etmez...asıldaki neden de serde her nedenin karesidir ya bir de hani...dost görmek ister ruhunuz...yanlarında sadece uyumak...konuşmaya mecal yok çünkü...zira onlar konuşurlar...dinlersiniz...hak da verirsiniz belki de...yine bildiğiniz halden çıkmaya dermanınız bile olmaz ya hani...
peki ne ilaç olur ne derman olur o hal'e..yoktur ilaç aslında...o hal için söylenecek tek şey...yaşamak o anı, anları...o dibi görmek...sıkıntı ne ise kaynağını iyi beslemek belki de...beslemek ki belirlemek nedenini...sonrada açık olmak kendine, ruhuna...keşfetmek kendini yanlızlığında...akışa bırakmak...ruhu dinlendirmek...eş paralelinde güzel günler olacağına inanmak, umut etmek...ömründe kış gibi baharların da olacağına dair umudu kaybetmemek...nefes almak ciğerlerini doldurarak...inanmak kendine...yüreğine...yüreği olabildiğince dik tutmak...başınla beraber...asılda zamana zaman tanımak yani...sonra yine gelene merhaba demek... e haliyle başın ve yüreğinle beraber...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder