28 Şubat 2012 Salı

şüphesiz...


Şuphesizce sevilmek dedim...tek isteğim sorulunca bana...biri olacak hayatımda şüphesizce sevip sevileceğim...dediğimin ikinci anlamları olduğu varsayılmayacak..ne dediysem o... ne yaptıysam o...kurgudan uzak olacak...taktık savaslarından da...kriptolanmadan yaşanacak...seviyorum demek kolay olup saklı kalmayacak içte...ne yaşanacaksa yaşanacak...korkusuz olacak tabi en nihayetinde...engeller setler olmayacak...ne ise o..samimi içten olacak...
Ne cok kolay ne cok zor acısız olacak...akla geldiğinde iç sızlamayacak...keşke denilmeyecek...soru işaretleri yerini tutkulu ünlemlere bırakacak...tabu sözcüklerde olmayacak...olması gerektiği gibi..sıcacık olacak...içten olacak...

şüphesiz olacak...

dönüş...

özlemler bitti...döndüm ben...sıcacık kavuşmaları yaşadım...yaşıyorum...samimi hoşgeldinleri...içimde almış olduğum kararın iç huzuru...evimdeyim...kısmi özgürlükteyim belki kimilerine göre...ama içimde ruhumda huzurluyum...bana ait ne var ise meridyen farksız yanımda...yada aynı saat dilimimde biraz uzağımda...içim rahat...

istanbul kattı bile beni yoğunluğuna..okul iş projeler csr derken...zaman geçiyor yine...zamana izimi bırakıyorum ya şehrimde mutluyum...kim ne derse desin kendinizin sevdiklerinizin uzağında büyüdüğünüzü görmek çok gereksiz...zaman o kadar kısa...anlar o kadar kıymetli ki...özlem çekmenin ne anlamı var...

dönmek güzel bi nedenden...kavuşmanın büyüklüğünden...zoraki ayrılmalar var ise yazıda..yazgıda... yine diliyorum kalpten..bu ayrılıklar kavuşması garantilisinden olsun diye...

9 Şubat 2012 Perşembe

8 Subat...

8 Subat...Tarihde önemli bir gün mü bilmem...Benim tarihimde önemli bir gün..Amsterdam'da son günüm...Çekildim Müge'nin evine sıcak cayım, cıkolatalı kruvasanım son günümü anlatmanın peşine düştüm...Şehrime yazıda veda etmeye...

20 Ekim'de şaşkın gelmiştim sana...Tabiri caizse içimden de hiiiiççç gelmek farklı bir yerde olmanın zerre motivasyonu yoktu...Yol arkadaşlarım vardı yanımda benden daha heyecanlı...Ama ben yenik böyle tabir yine caizse şuursuz gelmiştim...Ne yapmam gereken sorumluluktan bir haberdardım ne de tek başıma yabancı bir şehirde ne halt yiyeceğimden...

Ama sen beni o kadar iyi ağırladın ki...Her gün farklı bir güzelliğinle şehrine kattın beni...Dakka yalnız bırakmadın...Her anımda şaşırttın, mutlu ettin...Teşekkür ederim sana...An ve an bağladın tekrar yaşama...Moral verdin..Eteğindeki tüm güzelliklerinle sen bana hoşgeldin dedin...Elim boş gelmiştim...Öyle dolu gidiyorum ki senden...Her anım için teşekkür ederim sana...Sende özlemlerimde yer alacaksın...Hatta özlemlerimin nadide parçası olacaksın söz!

Çok Ülke-Şehir görmedim belki...Ama bana deseler yine gider misin Amsterdam'a...Gelirim...Yaşarım sende...Ama kusura bakma da ömür boyu değil..Benim yerim İstanbul...Sen iyileştiğim ve özgür olduğum şehir...Sen hep içimde anılarımın baş kösesinde yer alacaksın ama İstanbul içindekilerle beraber baştacım...Ah İstanbul girdin yine araya:)

Veda sözlerine yakışmayan güzel şehir...Tekrar görüşmek dileğiyle...o an yine geldiğinde umarım bu sefer sana gelişimde iç düzenimde farklı olurum...Farklı hissettiğimden farklı görürüm umarım güzelliklerini...Farklı yaşarım seni...

Son söz: İçimde ki huzur ve mutluluğun adı...Ben seni kendimde yaşatmaya devam edeceğim...Teşekkür ederim tekrar...

30 yaşıma geç kalmış bir merhaba...

30 yıldır bu can bu beden ve bu ruh geçinip gidiyoruz...Kırmadık hiiiççç birbirimizi...Yer yer ruh önde gitti can düştü peşine...Yer yer beden...Ruh geride...ama ne yaptıksak beraber...ne yedik içtik gördüysek beraber...

Çok eğlendik aslında...Kırıldık belki ince ince ama hiçç kırmadık kimseyi...En azından bilerek can acıtma pahasına değil...Bilmeden kırdık kırdıysak...Güzel günler gördük...Güzel insanlar tanıdık...Yolumuzu aydınlattık...Parçalarımızı tamamladık...Ağladık yer yer içimiz sökülünceye kadar...Ruh acısı, can acısı ve beden acısı bir oldu...Ama sonuna kadar da gülmesini de bildik yine beraber...

Baktık ki nihayetinde iyi ekip olmuşuz biz...Kimsenin varında yokunda gözümüz yok...Derdimiz sırası, yazısı belli ömür çizgimizi kendimizce renklendirmek...Farkettik ki...Biz renkleri iyi kullanır olmuş, kompozisyonu baştan iyi ve mutlu kurgulamışız..

30 yıllık bu güzel tablo bir 30 yıl daha değerini korurda nefes alırda kendine farklı renk katar mı, bilmem..Bildiğim birşey var ki biz ekipcek var oldukca mevcut renklerimizi korumaya, yeni renkleri hayatımıza katmaya, asılda "yaşamaya" devam edeceğiz...

Sözü öz tutmak gerekirse 30 yaşımın tüm güzelliklerine selamlar sevgiler...Gelecek güzel renklere de...